COP31 kapsamında hazırlanan “The Yörüks-Yörükler” belgeseli, Torosların zirvesinde yaşayan Sarıkeçili Yörüklerin doğayla iç içe yaşamını, asırlardır süregelen göç kültürünü ve ortak dünya anlayışını ailelerin hikayeleriyle anlatıyor.
COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya’da Torosların zirvesinde yaşayan Sarıkeçili Yörüklerin hayatları da dünyaya açıldı. COP31 Başkanlığı’nın resmi hesaplarından yayımlanan “The Yörüks-Yörükler” belgeseli ile insanın doğayla olan bağının nasıl asırlık köklere, sarsılmaz bir ilişkiye ve ebedi bir minnete dayalı olduğu Yörük ailelerinin hikayeleriyle anlatıldı.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum da belgeseli “‘Mutluluk neredeyse ev orasıdır.’ Yörüklerin dünyasında ev, dört duvardan ibaret değildir; gökyüzünün altı, yıldızların hizası, ormanın kucağıdır. Torosların zirvesindeki bu yaşam, COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya…” mesajıyla paylaştı.
“Mutluluk neredeyse ev orasıdır” Yörüklerin dünyasında ev, dört duvardan ibaret değildir; gökyüzünün altı, yıldızların hizası, ormanın kucağıdır. Torosların zirvesindeki bu yaşam, #COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya. Sarıkeçili Yörüklerimizin hikayesini anlatan belgeselimiz burada ⬇️ https://t.co/x8AM7T0w3w — Murat KURUM (@murat_kurum) November 7, 2026
“Mutluluk neredeyse ev orasıdır” Yörüklerin dünyasında ev, dört duvardan ibaret değildir; gökyüzünün altı, yıldızların hizası, ormanın kucağıdır. Torosların zirvesindeki bu yaşam, #COP31 yolunda en yalın gerçeği bir kez daha hatırlatıyor: Ortak evimiz dünya. Sarıkeçili Yörüklerimizin hikayesini anlatan belgeselimiz burada ⬇️ https://t.co/x8AM7T0w3w

Sarıkeçili Yörüklerin hayatı
Belgesel Orta Asya’dan Balkanlar’a kadar ‘yürüyen’ Yörükleri, 45 günlük çekimlerin özetiyle anlatıyor. 6 çocuklu Ramazan’ın ‘eli çabuk’ eşi, “Yörük olunmaz Yörük doğulur…” diyor. Çünkü Yörükler, doğanın içinde doğuyor, büyüyor ve yaşamlarını doğanın koşullarına uyum sağlayarak sürdürüyor. Onlar için dağın, taşın, suyun, ağacın ve keçinin ifade ettiği anlam, günlük yaşamın çok ötesinde. Doğa, yalnızca içinde yaşadıkları bir çevre değil, yol gösteren bir bütünü ortak bir evi temsil ediyor.
“Ya baba biz hep böyle yürüyecek miyiz?”
Ramazan şöyle açıklıyor Yörük kelimesinin ‘kökünü’: Bir gün rahmetli babama dedim ki; “Ya baba biz hep böyle yürüyecek miyiz?” O da döndü dedi ki; “Oğul yürümekle yol mu biter? Bizim babamız da yürüdü. Babamın babası da yürüdü, onun babası da yürüdü… Ta Orta Asya’dan yürüyerek geldi. Biz hep böyle yürüyeceğiz… Adımızın da Yörük olmasının sebebi ‘yörü’memizden’ geliyor…
“Mutluluk nerdeyse ev orasıdır”

Keçinin sütü gıda, kılı da yuva… Yörük’ün yuvasını yani kıl çadırı, onu ilmek ilmek eğirip dokuyan Ramazan’ın eşi anlatıyor: Bizim için huzur bulduğumuz yer; kara çadır… Eşinle çocuklarınla yaşadığın yer yuva… Mutluluk nerdeyse ev orasıdır, kara çadır veya duvar olmuş hiç fark etmez…
“Biz Yörükler israfı sevmeyiz, elimizin ayarı vardır”
Yörük kadını israf kültürünü de çok net reddediyor: Konar göçer Yörükleriz biz.. Eşyaları taşımak zor oluyor onun için tencerede pişirip kapağında yemek bize daha makbul oluyor… Fazla eşya ile işimiz olmaz bizim. Yörükler israfı sevmeyiz. Elimizin ayarı vardır. Kişiye göre yemek ayarlar israf etmezler.
“Kerpiç eve girersek mezara gireriz…”
“4 mevsimi de yaşıyoruz biz; şehirdeki insan bunu yaşayamaz” diye övünen Ramazan devam ediyor anlatmaya: Yörük çocuklardan birine sor; “evini göster” desen sana kara çadırı gösterir. Çünkü evi bu… Orta Asya’dan beri çadırın içindeyiz. Geçmişimiz çadırın içinde bugünümüz çadırın içinde. Biz kerpiç eve girersek biz kapalı bir mezara gireriz. Biz yıldızı görmezsek, ayı görmezsek, güneşin doğuşunu görmezsek zaten yaşayamayız. Sen bu insanı kapalı bir odaya kat; al işte sana mezar….
Kuş Ali: Bugün konar; yarın kalkar gideriz…

Sonra Kuş Ali’nin hikayesi başlıyor belgeselde. Suyu anlatıyor, ormanı anlatıyor, doğanın ritmiyle Yörüğün ritminin uyumunu özetliyor. Gözleri dola dola “Kar da yağmaz oldu, sular da olmaz oldu” derken bir sonraki cümlesiyle kitaplar dolusu külliyatı iki nefes arasına sığdırıyor: Müsait yer olmadığı için bugün konar; yarın kalkar gideriz… Kuş Ali’nin ormana duyduğu minnet belgeselin ana fikrini de özetliyor: Canımdan ilerdedir benim ormanım. Orman olmazsa benim hiçbir varlığım olmaz. Yediğimiz içtiğimiz bu ormandır. Orman kendimden değerlidir benim yanımda. Ormana zarar geldi mi benim içim sızlıyor… Benim evim, bağımdır, bahçemdir her varlığım ormandır.
“İnsana değer veren, saygı veren Yörük’tür”
“Türkiye’nin dip temeli Yörük’tür. Namıyla, adıyla anılan Yörük…” diyor Kuş Ali… Sonra başlıyor bu kez yaşadığı dağa methiyeler dizmeye: Bizim hayat da bu dağda. Bu dağı gördüm mü güllerim açılır. Bazısı gelir derki “Bu dağ başında yaşanır mı?” Ama bu dağın başında yaşan Yörük insan değerini de bilir, yaban hayvanının değerini de bilir, güttüğü malın değerini de bilir… İnsana değer veren, saygı veren Yörük’tür. Sarıkeçili Yörüğüdür…
Keçi Sabiş’i başının üstünde taşıyan Nazım’ın hikayesi
COP31 için hazırlanan belgeselde en heyecan uyandıran sahnelerinden biri de eşi ve çocuğuyla bir mağarada yaşayan Nazım’ın hikayesinde saklı… Nazım yavru keçisi Sabiş’i ararken evladını kaybetmiş bir baba gibi üzülüyor… Sonra onu yamaçta ayağı kırık halde bulduğunda başının üstünde taşıyarak götürüyor ağıla… Nazım’ın eşi bu sınırları zorlayan hayatı 3 cümleyle özetliyor: Zor da olsa bize zor gelmiyor. Yaşam şartları bu diyoruz. Yaşamaya uğraşıyoruz…

Balkan Yörükleri de unutulmadı
Belgeselin finalini Makedonya’ya varan Yörükler yapıyor. Hasan ve tarım ile uğraşan ailesi, inci gibi dizdikleri Türkçeleri ile anlatıyor geride bıraktıkları yolları, ulaştıkları menzili… Çiftçi Hasan’ın emeği, “Güneşi bekleyiş, suyu bekleyiş ve hasadı bekleyiş” sözleriyle tamamlanıyor.
Yörüklerin doğayla iç içe yaşamı belgeselle dünyaya anlatılıyor
Antalya’da COP31 için 28 bine yakın personel görevlendirildi
19 il için ‘sarı’ kodlu uyarı: Sağanak ve fırtına bekleniyor
Çanakkale’de tır ile çarpışan otomobildeki 2 kişi hayatını kaybetti
