CANLI VERİ
Piyasalar →

Arşivlerden bir zaman yolculuğu! Erzurum’un ustalar yetiştiren Sanayi Mektebi

Erzurum’da 1904 yılında açılan Sanayi Mektebi, yoksul ve yetim çocuklara meslek kazandırmakla kalmadı. Kuyumculuktan dokumacılığa, marangozluktan kunduracılığa uzanan geniş bir alanda üretimin önünü açtı. Öğrencilerinin el emeği ürünleri Lalapaşa Camii avlusunda satışa sunulan, bazı talebeleri Almanya’ya gönderilen ve savaş yıllarında büyük yıkım…

Manşet Merkezi
Manşet Merkezi
5 dk okuma 0 okunma
Okuma görünümü

Erzurum’da 1904 yılında açılan Sanayi Mektebi, yoksul ve yetim çocuklara meslek kazandırmakla kalmadı. Kuyumculuktan dokumacılığa, marangozluktan kunduracılığa uzanan geniş bir alanda üretimin önünü açtı. Öğrencilerinin el emeği ürünleri Lalapaşa Camii avlusunda satışa sunulan, bazı talebeleri Almanya’ya gönderilen ve savaş yıllarında büyük yıkım yaşayan mektebin hikayesi, Erzurum’un mesleki eğitim tarihine ışık tutuyor.

Erzurum, geçmişte yalnızca ilim ve kültür hayatıyla değil, zanaat öğretimine yönelik girişimleriyle de öne çıktı. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde açılan Erzurum Sanayi Mektebi, kimsesiz ve yoksul çocukları meslek sahibi yapma hedefiyle kuruldu. Çocukların hem eğitim almasını hem de kendi emekleriyle hayatlarını kazanabilecek bir meslek edinmesini amaçlayan mektep, zamanla şehrin üretim hayatında önemli bir yer edindi.

(Sanayi Mektebi genel görünüm)

Erzurum Teknik Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu’nun ‘Erzurum’ adlı kitabındaki yer alan bilgiler ile Erzurum Şehir Arşivi’ndeki belge ve fotoğraflar, mektebin geçmişine ışık tutuyor. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Öğretim Görevlisi Nurullah Nehir’in ‘Osmanlı’nın Son Döneminde Taşrada Sanayi Eğitimi: Erzurum Sanayi Mektebi Örneği’ başlıklı makalesi de kurumun kuruluş amacını, eğitim düzenini ve karşılaştığı güçlükleri ortaya koyuyor.

Hikayesi Islahhane ile başladı

Erzurum Sanayi Mektebi’nin geçmişi, 1904’ten daha eskiye uzanıyor. Mithat Paşa’nın kimsesiz ve yetim çocukları meslek sahibi yapmak amacıyla 1863 yılında Niş’te başlattığı ıslahhane uygulaması, zamanla imparatorluğun farklı bölgelerine yayıldı. Erzurum’da da 1869 yılında bir ıslahhane kuruldu.

Taşhan’ın üst tarafındaki Kuyumcular Çarşısı civarında faaliyet gösteren kurum, çocuklara sanat ve zanaat öğretmek amacıyla hizmet veriyordu. Burada yalnızca Müslüman çocuklar değil, farklı dinlere mensup çocuklar da eğitim alıyordu. Bir Türk ve bir Amerikan ustanın yönetimindeki ıslahhanede terzilik, kunduracılık ve dokumacılık gibi alanlarda çalışan ustalar bulunuyordu. Ancak bu girişim uzun soluklu olamadı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın etkisiyle kapanan Erzurum Islahhanesi, diğer bazı şehirlerdeki benzer kurumlar gibi kesintisiz bir gelişim gösteremedi.

Yoksul çocuklara meslek kapısı

Islahhanenin kapanmasının ardından özellikle yoksul çocukların bir sanat öğrenerek geçimlerini sağlayabilecekleri imkanlar daraldı. Çocukların meslek edinebilecekleri yeni bir kurumun gerekliliği daha belirgin hale geldi. Bu ihtiyaca cevap vermek amacıyla 1904 yılında Erzurum Sanayi Mektebi açıldı. Mektebin temel hedefi, fakir ve yetim çocukları meslek sahibi yaparak kendi hayatlarını sürdürebilecek donanıma kavuşturmaktı. Belirli şartları karşılayan ve okul ücretini ödeyen varlıklı öğrenciler de eğitime kabul edilebiliyordu.

(Sanayi mektebi Marangozhaneden Bir Kısım)

Nurullah Nehir’in çalışmasında aktarılan nizamnamedeki şartlara göre okula kabul edilecek öğrencilerin 12 yaşından küçük, 15 yaşından büyük olmaması, yetim ve fakir olmaları, Erzurum vilayeti ahalisinden gelmeleri ve herhangi bir hastalıklarının bulunmaması gerekiyordu. Kayıt sırasında öğrencinin velisinin ve kendisine kefil olacak güvenilir bir kişinin hazır bulunması; ayrıca mahalle imamı ve muhtarın imzasını taşıyan bir belgenin sunulması zorunluydu. Mektebe yılda 25 öğrencinin alınması ve eğitim süresinin beş yıl olması öngörülüyordu. Öğrenciler yalnızca bir zanaat öğrenmiyor, aynı zamanda akademik dersler de alıyordu.

Başarıya ödül, kusura ceza

Öğrencilerin davranışları, ders başarıları ve çalışma disiplini de okul yönetiminin önem verdiği konular arasındaydı. Nizamnameye göre öğrencilerin hem derslerinde hem de mesleki eğitimlerinde başarılı olmaları bekleniyordu. Her üç ayda bir yapılan sınavlarda, üst sınıfa geçebilmek için akademik dersler ile sanat derslerinin ortalamasında belirlenen başarı şartının sağlanması gerekiyordu.

Bir gün boyunca kusur işlemeyen, dersini öğrenen, görevini yerine getiren ve ahlak, ders ve sanat alanlarında tam not alan öğrenciye “aferin varakası” veriliyordu. Bir ayda dört aferin varakası alan öğrenci ise müdür tarafından hazırlanan “tahsinnâme” ile ödüllendiriliyordu.

Bu ödüllerin maddi karşılığı da bulunuyordu. Öğrencinin sınıfına göre değişen para ödülleri, birinci sınıfta 100 para iken beşinci sınıfta 20 kuruşa kadar çıkıyordu. Daha uzun süre başarı gösteren öğrenciler ayrıca takdir belgeleriyle ödüllendiriliyor, belirli aşamaları tamamlayanların koluna sırma şerit takılıyor ve kendilerine özel bir imtiyaz veriliyordu.

Bunun yanında okulda katı bir disiplin sistemi uygulanıyordu. Kasıtlı olmayan hatalarda uyarı ve teneffüste bekleme gibi yaptırımlardan, ekmeğin bir kısmının kesilmesine kadar uzanan cezalar bulunuyordu. Daha ağır kabahatlerde öğrencinin yemekten veya izinden mahrum bırakılması, bazı durumlarda ise günlerce sürebilen hapis cezaları öngörülüyordu.

Atölyelerden şehir çarşılarına

Öğrenciler, burada öğrendikleri zanaatları üretime dönüştürerek hem kendi becerilerini geliştirdi hem de Erzurum’un ekonomik hayatına katkı sağladı. Başlangıçta dokumacılık, marangozluk, kunduracılık, mürettiplik, mücellitlik ve terzilik gibi meslek dallarının öğretilmesi planlanmıştı. Zamanla kuyumculuk, halıcılık, havluculuk, seccadecilik, bakırcılık, kalaycılık, sobacılık, sandaletçilik, mobilyacılık, tenekecilik ve taşçılık gibi farklı zanaatlar da mektebin üretim dünyasında yer buldu.

(Sanayi Mektebi, Bahçe İşleri)

Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu’nun Revnakoğlu’dan aktardığı bilgilere göre, okulda yetişen çocukların çalışmalarıyla çeşitli zanaat dallarında Türk ustaların sayısı arttı ve bu sanatlar halk arasında daha geniş bir alana yayıldı. Öğrencilerin tezgahlarda dokuduğu elbiselik kumaşlar, halkın beğenisini kazanıyordu. Bu üretimin, dönemin giyim alışkanlıklarının değişmesine de katkı sunduğu aktarılıyordu. Öğrencilerin yaptığı çift arabaları da Ramazan ayında Lalapaşa Camii avlusunda sergileniyordu. Halka gösterilen arabalar, talep edenlere satılıyor; satıştan elde edilen gelir okulun çeşitli ihtiyaçlarını karşılamak için kullanılıyordu.

50 dükkanla ayakta kalma mücadelesi

Sanayi Mektebi’nin faaliyetlerini sürdürebilmesi için kalıcı gelir kaynaklarına ihtiyaç duyuluyordu. Merkezi bütçeden yeterli kaynak ayrılmaması, dönemin sanayi mekteplerinin kurulmasını ve gelişmesini zorlaştıran başlıca sorunlar arasındaydı. Erzurum’da da okulun devamlılığını sağlamak amacıyla çeşitli adımlar atıldı. Aşağı Mumcu Mahallesi’nde, Subaşı Kurbu Caddesi üzerindeki eski Pelit Meydanı’nda, Hacı Dede Ağa Çeşmesi karşısında yaklaşık 50 dükkan yaptırıldığı aktarılıyor.

(Sanayi Mektebi,Musuki Faaliyetlerinden bir Görünüş)

Erzurum’un şehir bandosu da bu mektepten çıktı

Sanayi Mektebi, zanaat eğitiminin yanı sıra musiki alanında da faaliyet gösteriyordu. Okul bünyesinde bir şehir bandosu kuruldu ve öğrencilere müzik dersleri verildi. Bandoya kaynak oluşturabilmek için Müslüman ve gayrimüslimlerin dini ve milli günlerinde zengin kişilerin evlerinin önünde müzik icra ediliyor, bu kişilerden alınan bağışlarla bando giderleri karşılanıyordu. Bando, önemli günlerde, milli kutlamalarda ve ağaç bayramlarında ön sıralarda yer alarak müziğini icra ediyordu.

Almanya’ya öğrenci gönderen okul

1913 yılına gelindiğinde Erzurum Sanayi Mektebi’nde yaklaşık 120 öğrenci çeşitli sanat dallarında eğitim görüyordu. Kuruluşunun üzerinden yaklaşık on yıl geçmesine rağmen okulun yurt dışına öğrenci gönderebilecek seviyeye ulaşması, mesleki eğitimde kaydedilen gelişmenin göstergelerinden biri oldu. Bazı öğrenciler, mesleklerinde ilerlemeleri amacıyla Almanya gibi ülkelere gönderildi.

Birinci Dünya Savaşı’nın arifesinde okulda bir dökümhane kurulması da gündeme geldi. Özellikle silah yapımı başta olmak üzere önemli alanlarda hizmet vermesi beklenen dökümhane için gerekli alet ve ekipmanların Batum üzerinden Erzurum’a getirilmesi amacıyla girişimlerde bulunuldu.

(Sanayi Mektebi, Demirhanede Ocak Başında,)

Ermeni çetecileri yaktı

Erzurum Sanayi Mektebi’nin gelişim süreci, savaş yıllarında ağır bir darbeyle karşılaştı. Birinci Dünya Savaşı sırasında okulun binası Ermeni çetecileri tarafından yakıldı. Yapıdan geriye yalnızca dört duvar kaldı ve mektep yok olma noktasına geldi. Ancak kurumun hikayesi bu yıkımla sona ermedi. Milli Mücadele yıllarında Kazım Karabekir Paşa tarafından tamir ettirilen okul binası yeniden ayağa kaldırıldı. Sanayi Mektebi’nin bugün yerinde Ticaret Lisesi bulunmakta.

(Sanayi mektebi Öksüz Yurdu İdare Heyeti)

(Sanayi Mektebi, Boya İle Duvar Tezyinatı)

(Sanayi Mektebi, Elbise Atölyesi)

(Sanayi Mektebi,Küçükler Terkiye i Bedeniye Yaparken)

(Sanayi Mektebi,Sarı Zeybek Oyunu)

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Haberi paylaş X Facebook WhatsApp
Manşet Merkezi
HABERİ HAZIRLAYAN

Manşet Merkezi

Tüm haberleri →

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz.