İsrail seçimlerinde Netanyahu’nun rakibi eski Genelkurmay Başkanı Eisenkot, Hamas’ın askeri kanadının tamamen dağıtılmasını ve Filistin devleti fikrinin terk edilmesini savunuyor.
İsrail, 7 Ekim 2023’te Filistinli grupların İsrail’e saldırmasından üç yıl sonra ilk kez dün sandık başına gitti ve ilk sonuçlar, hem Başbakan Binyamin Netanyahu hem de karşısındaki eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un mutlak zafer elde edemediğini gösteriyor.
Oyların yüzde 28’inden fazlası sayılırken, Netanyahu liderliğindeki blok geriye düştü.
Muhalefet cephesi, İsrail vatandaşı Filistinlileri temsil eden Arap partilerinin de desteğiyle oyların yüzde 51,3’ünü (yaklaşık 819 bin 500 oy) alarak öne geçerken, Netanyahu’nun bloğu yüzde 48,7’de (yaklaşık 778 bin 400 oy) kaldı.
Yedioth Ahronoth gazetesinin paylaştığı güncel verilere göre, Netanyahu bloğunun oy oranı yüzde 50,4’ten gerilerken, muhalefet cephesi ise yüzde 49,6’dan yükselişe geçti ve bu yükselişte oyların yaklaşık yüzde 12’sini alan Arap listeleri kritik bir rol oynadı.

Süreci yakından takip eden ABD Başkanı Donald Trump ise Truth Social hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, Netanyahu’ya verdiği desteğin ardından ibrenin tersine döndüğünü iddia ederek, başbakanın geriden gelip durumu başa baş hale getirdiğini ve hatta zafer kazanabileceğini ileri sürdü.
GADI EISENKOT KİMDİR?
Eisenkot, yolsuzluk davası süren ve 7 Ekim’deki güvenlik zaafları nedeniyle eleştirilerin odağında kalan Netanyahu’nun karşısına sert güvenlik politikalarını savunan bir alternatif olarak çıkıyor.
İsrail ordusunda 41 yıl görev yapan ve 2015-2019 döneminde Genelkurmay Başkanlığı koltuğunda oturan Eisenkot, 2025’te Yaşar partisini kurdu.
Uluslararası kamuoyu onu, Gazze’deki savaşta bir oğlu ve iki yeğeninin ölmesiyle tanıdı.
Anketler Yaşar partisinin Netanyahu’nun Likud partisine karşı üstünlük sağladığına işaret etse de parçalı meclis yapısı nedeniyle iki tarafın da hükümet kurma garantisi yok.
Fas kökenli bir göçmen ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Eisenkot, seçilmesi halinde İsrail’in Ortadoğu ve Kuzey Afrika kökenli Yahudileri kapsayan Mizrahi toplumundan çıkan ilk başbakanı olacak. Mizrahi seçmenler geleneksel olarak Netanyahu’nun tabanında önemli bir yer tutuyor.

Eski komutan, İkinci İntifada sırasında Batı Şeria’daki birlikleri komuta etti.
Hizbullah ile girilen 2006 savaşı sırasında ise Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki sivil altyapıyı da hedef alan orantısız güç kullanımına dayalı Dahiye doktrinini devreye soktu. Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri o dönem söz konusu bombardımanın insani hukuku ihlal ettiğini açıklamıştı.
SAVAŞ KABİNESİNDEN İSTİFA ETMİŞTİ
Eisenkot, 1200 kişinin öldüğü ve 251 kişinin rehin alındığı 7 Ekim saldırılarının ardından Netanyahu’nun savaş kabinesine gözlemci olarak katıldı.
Ancak sekiz ay sonra hükümetin yönetim tarzını eleştirerek görevinden ayrıldı.
İsrail’in Kanal 7 televizyonuna konuşan Eisenkot, savaşın başlangıcında Hamas’ın askeri ve idari gücünü bir yıl içinde yok etme kararı aldıklarını, aradan geçen üç yılı aşkın süreye rağmen bu hedefe ulaşılamadığını kaydetti.

Netanyahu’nun “mutlak zafer” söylemini eleştiren eski komutan, Hamas’ın askeri kanadının tamamen dağıtılması gerektiğini vurguladı.
Saldırıların ardından Gazze’nin büyük bölümünü yerle bir eden İsrail ordusunun operasyonlarında, Gazze’deki sağlık yetkililerine göre 74 bin kişi hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler soruşturma komisyonu İsrail’in Gazze’de soykırım suçu işlediği sonucuna vardı; İsrail yönetimi ise bu tespiti reddediyor.
ABD Başkanı Donald Trump tarafından açıklanan barış planı kapsamında sağlanan ateşkesle 2023’te kaçırılan rehinelerin serbest bırakıldığını hatırlatan Eisenkot, bunun savaşta elde edilen tek somut hedef olarak kaldığını kaydetti.
Trump’ın Hamas’ın silahsızlanmasını, Gazze’nin uluslararası denetimde yeni bir Filistin yönetimine devredilmesini ve İsrail’in bölgeden çekilmesini öngören kapsamlı planı hayata geçmedi. İsrail halen Gazze’nin yarısından fazlasını elinde tutuyor.
FİLİSTİN DEVLETİNE KARŞI ÇIKIYOR
Eisenkot, aşırı sağcı koalisyon ortaklarından ayrışsa da güvenlik çizgisinde uzlaşmaz bir tutum sergiliyor.

Filistinlilerin Doğu Kudüs başkentli bağımsız devlet talebini reddeden Eisenkot, Kanal 7’ye yaptığı açıklamada, “İki halk için iki devlet anlayışı bir hatadır” değerlendirmesini yaptı.
Eski komutan, Akdeniz ile Ürdün Nehri arasındaki tüm coğrafyada İsrail’in güvenlik sorumluluğunu elinde tutması gerektiğini ve bölgede yabancı bir orduya izin verilemeyeceğini kaydetti.
İşgal altındaki Batı Şeria’da Yahudi yerleşimlerinin sürmesini savunan Eisenkot, bu faaliyetlerin İsrail’in ulusal çıkarlarına hizmet etmesi ve yasalara uygun biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtti. Çoğu ülke yerleşim birimlerini uluslararası hukuka aykırı görüyor.
Netanyahu’nun kabinesinde yer alan ve Batı ülkelerinin Filistinlilere yönelik şiddeti kışkırttıkları gerekçesiyle yaptırım uyguladığı Itamar Ben-Gvir ile Bezalel Smotrich’in politikalarına karşı çıkan Eisenkot, 2023’ten bu yana artan yerleşimci şiddetini kınadı. Ayrıca Batı Şeria’yı fiilen ikiye bölecek olan E1 bölgesindeki konut projelerine de itiraz ediyor.
İran’ın askeri nükleer kabiliyet edinmesinin gerekirse güç kullanılarak ya da ABD destekli diplomatik bir uzlaşmayla engellenmesi gerektiğini savunan Eisenkot, koalisyon arayışında İsrailli Arapları temsil eden partilerle ortaklık kurmayacağını duyurdu.
Eski komutan, düşmanların yok edilmesini içeren temel ilkelerini benimsemeyen yapılarla masaya oturmayacağını, hükümeti daha geniş bir Siyonist uzlaşı zeminiyle kurmayı hedeflediğini açıkladı.
