Sosyal medya platformlarının bağımlılık yaratacak biçimde tasarlandığını savunan iki genç, Meta ve Snap’i Los Angeles’ta mahkemeye verdi.
Çocuk yaşta ellerine aldıkları akıllı telefonların ekranları başında saatlerce kaybolan iki genç, teknoloji devlerini mahkeme salonunda sanık sandalyesine oturtuyor.
Reuters ajansının haberine göre dava dosyalarında isimleri gizli tutulan iki davacıdan biri, Illinois’ten henüz 16 yaşındaki S.J., diğeri ise Mississippi’den 18 yaşındaki K.D.B. Henüz 3-4 yaşlarında YouTube izlemeye başladıklarını, 9 yaş civarında da diğer sosyal ağlara adım attıklarını belirten gençler, bitmek bilmeyen akışlar ve otomatik video oynatma gibi özelliklerin kendilerini birer kompulsif kullanıcıya dönüştürdüğünü söylüyor.
İddialara göre bu dijital bağımlılık, gençlerde depresyon, şiddetli kaygı ve yeme bozukluğu gibi ağır psikolojik yaralar açtı.
Birkaç hafta sürmesi öngörülen davada doğrudan Silikon Vadisi’nin tepe isimleri ifade verecek.
Meta CEO’su Mark Zuckerberg, Instagram Başkanı Adam Mosseri ve Snap CEO’su Evan Spiegel’in bizzat tanık kürsüsüne çıkması bekleniyor.

Aslında süreç dört büyük platformu hedef alarak başlamıştı.
Gençler başlangıçta Meta ve Snap’in yanına TikTok ile Google bünyesindeki YouTube’u da eklemişti.
Ancak yargılama aşamasına geçilmeden TikTok ve YouTube taraflarla uzlaşma yolunu seçti; 16 yaşındaki S.J. ise Meta ile olan dosyasını da anlaşmayla kapattı.
Böylece Los Angeles’taki duruşmada iki genç kızın Snap’e yönelik suçlamalarıyla Mississippi’den K.D.B.’nin Meta’ya yönelttiği iddialar ele alınıyor.
Meta ve Snap duruşma öncesinde Los Angeles Yüksek Mahkemesi Yargıcı Carolyn Kuhl’a başvurarak iki davanın birbirinden ayrılmasını talep etti.
Şirketler iki farklı vakanın tek potada eritilmesinin jürinin kafasını karıştıracağını ve delilleri birbirine düşüreceğini savunsa da Yargıç Kuhl henüz bu talep hakkında nihai bir karar vermedi.
SİLİKON VADİSİ İDDİALARI İNKAR EDİYOR
Şirket cephesinde ise suçlamaların tamamına itiraz var.

Reuters’a konuşan ve ismi belirtilmeyen bir Meta sözcüsü, gençlerin ruh sağlığını şekillendiren sayısız etken olduğuna işaret ederek platformlarında on yılı aşkın süredir koruyucu tedbirler aldıklarını belirtti.
Snap sözcüsü de savunmasında Snapchat mimarisinin klasik sosyal ağlardan tamamen farklı olduğunu öne sürdü.
Platformun kullanıcının karşısına doğrudan bir akış ya da başkalarının paylaşımlarını puanlayan bir sıralama çıkarmadığını kaydeden sözcü, topluluk güvenliğini her şeyin önüne koyduklarını ve iddiaların platformun çalışma mantığını çarpıttığını dile getirdi.
Genç davacılardan K.D.B.’nin avukatı Emily Jeffcott ise mahkeme salonuna çok net bir stratejiyle giriyor.
Jeffcott, sonu gelmeyen içerik akışlarının, art arda açılan videoların ve Snapchat’teki “streak” gibi arkadaşlık zinciri özelliklerinin gençlerin zihninde yarattığı hasarı jüriye tek tek anlatacaklarını vurguladı.
BİNLERCE DOSYAYI ETKİLEYECEK EMSAL YARGILAMA
İlk davalarını 2023 yılında açan iki genç, ekran karşısında sabahladıklarını, okulda dersi dinleyemez hale geldiklerini ve sosyal medyada gördükleri videolar üzerinden kendilerine fiziksel zarar verdiklerini anlatıyor.

Gençler teknoloji şirketlerinden tazminat talep ediyor.
Bu dava tekil bir mücadele olmaktan çok uzak. Los Angeles Yüksek Mahkemesi bünyesinde birleştirilen ve benzer suçlamaları taşıyan 3 binden fazla dava var.
Görülmeye başlanan bu duruşma ise ABD yargı pratiğinde “bellwether” olarak adlandırılan bir pilot dava niteliği taşıyor.
Buradan çıkacak karar, teknoloji devlerinin geri kalan binlerce davada uzlaşmaya gidip gitmeyeceğini veya ne boyutta bedeller ödeyeceğini belirleyecek.
Sosyal medya şirketlerinin en büyük hukuki kalkanı, 1996 tarihli İletişim Ahlakı Yasası’nın 230’uncu maddesiydi.
Bu federal madde, platformları kullanıcıların yüklediği içeriklerin hukuki sorumluluğundan muaf tutuyor.
Ancak mahkeme yargıcı, suçlamanın doğrudan içeriklere değil platformların bilhassa bağımlılık yaratacak şekilde tasarlanmasına dayandığını belirterek şirketlerin 230’uncu madde zırhını bu dosyada geçersiz saydı.

Süreç şirketler adına ilk yenilgi değil. Mart ayında Los Angeles’ta karara bağlanan benzer nitelikteki ilk davada jüri, Meta ve YouTube’u kusurlu bularak Kaley G.M. adlı genç kadına 6 milyon dolar tazminat ödenmesine hükmetmişti.
O karardan sonra şirketler pek çok dosyada jüri karşısına çıkmaktansa davacılarla gizli anlaşmalar yaparak uzlaşmayı seçti.
Bireysel başvuruların dışında Kaliforniya federal mahkemelerinde bekleyen, eyalet yönetimleri ve okul bölgeleri tarafından açılmış 3 bin 800’ü aşkın dava daha yer alıyor.
Meta’nın kıdemli hukuk ekibi, eyalet yönetimlerinin açtığı davalara kıyasla bireysel başvuruları ve okul bölgelerinin iddialarını mahkemede çürütmenin daha kolay olduğunu değerlendiriyor.
Şirkete göre bireysel davacıların ruhsal sorunlarıyla platformlar arasında doğrudan illiyet bağı kurması hayli zor bir sınav niteliğinde.
Teknoloji devi öte yandan mart ayında kaybettiği 6 milyon dolarlık cezayı da temyize taşıdı. Meta, 230’uncu maddenin bu tür suçlamaları bütünüyle engellemesi gerektiğini savunuyor.
Hukuk uzmanları, temyiz mahkemesinden Meta lehine çıkacak bir kararın gençlerin ruh sağlığına dayanan binlerce davayı bir anda çökertebileceğini, aksi durumda şirketin geleceğini sarsacak milyarlarca dolarlık tazminat faturalarının kapıda olduğunu kaydediyor.
