Meksikalı uyuşturucu kartelleri, Avustralya ve Yeni Zelanda pazarına metamfetamin sevk etmek amacıyla Güney Afrika ve Nijerya’da endüstriyel üretim tesisleri kurdu.
Johannesburg’daki göç memurlarına Güney Afrika’nın ünlü vahşi yaşam parklarını gezmeye geldiklerini söyleyen Meksikalı “turistlerin” gerçek kimliği, polisin yürüttüğü uluslararası takip sonucunda ortaya çıktı.
Kolluk kuvvetleri, bu kişilerin aslında Meksika merkezli Sinaloa karteli adına çalışan kimyagerler olduğunu açıkladı.
Güney Afrika’nın kırsal kesimindeki Swartruggens kasabası yakınlarında yer alan bir safari çiftliğinde kurulan endüstriyel metamfetamin laboratuvarı, son iki yılda Afrika’nın güneyinde çökertilen en az yedi tesisten biri oldu.
Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Sinaloa karteli, bu ağı dünyanın en karlı metamfetamin pazarı kabul edilen Avustralya ve Yeni Zelanda’ya sevkiyat yapmak üzere kurdu.
Söz konusu pazarlarda sentetik uyuşturucu fiyatları, ABD’deki seviyenin 65 ila 100 kat üzerine çıkıyor.
Geçen mayıs ayında baskın düzenlenen Swartruggens tesisinin ayda beş ton yüksek bağımlılık yapıcı uyuşturucu üretme kapasitesine sahip olduğu belirtildi.
Bu miktarın Avustralya toptan piyasasındaki değeri 1 milyar doları bulurken, sokak satışında çok daha yüksek rakamlara ulaştığı ifade ediliyor.
Güney Afrika Narkotik Suçlarla Mücadele Bürosu (SANEB) Başkanı Tuğgeneral Devon Naicker, Avustralya’ya ulaşan somut bir sevkiyata işaret etti.
Naicker, uyuşturucunun paketlenme tarzı ve Durban Limanı üzerinden taşınması sebebiyle Swartruggens laboratuvarıyla bağlantısını araştırdıklarını söyledi.

Naicker, Johannesburg’un yaklaşık iki buçuk saat kuzeybatısındaki çiftliğe uzanan tespit yöntemlerini ise süren soruşturma nedeniyle kamuoyuyla paylaşamayacağını belirtti.
AFP’ye konuşan bir güvenlik kaynağı, Güney Afrika’nın metamfetamin üretimi için son derece uygun koşullar sunduğuna dikkat çekti.
Kaynak; geniş ve ıssız arazilerin gizlenmeyi kolaylaştırdığını, küresel deniz ve hava bağlantılarının gücünü ve yolsuzluk ağlarının operasyonlarda oynadığı rolü vurguladı.
Ayrıca ülkenin dış ticaretinin neredeyse üçte birini, metamfetamin yapımında kullanılan kritik kimyasalların temin edildiği Çin ve Hindistan oluşturuyor.
Avustralya polisi, Meksika kartellerinin ülkedeki yasa dışı uyuşturucu pazarını giderek daha fazla hedef aldığını doğruladı.
Geçen ocak ayında gerçekleşen bir operasyon, uyuşturucunun sadece deniz yoluyla sevk edilmediğini gösterdi.
Güney Afrika’dan gelen bir uçakla Sydney Havalimanı’na inen 32 yaşındaki bir kadının valizinde 39 kilogram toz metamfetamin ele geçirildi.
ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) katkısıyla hazırlanan 2024 tarihli rapora göre esrardan sonra Avustralya’da en çok tüketilen yasa dışı madde metamfetamin oldu.
Avustralya ve Yeni Zelanda makamları, yerel Comancheros motosiklet çetesinin Sinaloa kartelinden doğrudan uyuşturucu temin ettiğini daha önce kanıtlamıştı.
Benzer bir üretim modeli Nijerya’da da tespit edildi. Ülkede bu yıl laboratuvar baskınlarında dört Meksika vatandaşı yakalandı.

Güney Afrika’da ise bu rakam çok daha yüksek seyretti; 2024 yılından bu yana laboratuvarlara düzenlenen baskınlarda gözaltına alınan Meksikalı sayısı 16’ya çıktı.
Kartellerin izlerini taşıyan ilk gizli tesis, 2020 yılında Johannesburg’un kuzeydoğusundaki Marble Hall kasabasında keşfedilmişti.
Mayısta Swartruggens’taki tesise yapılan baskın ise operasyonun ulaştığı devasa boyutları gözler önüne serdi.
Gözaltına alınan 13 kişiden beşinin, Mart 2025’te üç aylık turist vizesiyle ülkeye giren Meksikalı uzman kimyagerler olduğu açıklandı.
Operasyonda ayrıca iki Mozambik ve bir Zimbabve vatandaşının yanı sıra arazinin sahibi Afrikaner aileden üç kişinin de aralarında yer aldığı dört Güney Afrikalı yakalandı.
Soruşturmaya aşina bir kaynak, kartellerin genellikle mali darboğaz yaşayan çiftçilerle temas kurduğunu aktardı.
Söz konusu çiftliği 2024 yılında satın alan ailenin ebeveynleri, daha önce de yerel piyasaya yönelik yatıştırıcı mandrax maddesinin üretildiği bir araziyi kiraya vermekten yargılanmıştı.
Polis, bu tür tesislerin her zaman ana yollara yakın izole arazilerde konuşlandığını belirtiyor.
Swartruggens’taki çiftlik de N4 ulusal otoyoluna yakın bir noktada yer alıyordu.
Elit polis birimi Hawks’ın narkotik kolunu yöneten Tuğgeneral Naicker, kimyasal sevkiyatının kamyonlarla aralıksız yapılması ve nihai maddenin laboratuvardan hızla sevk edilmesi gerektiğini ifade etti.

Bir başka soruşturmacı, Sinaloa kartelinin Çin ve Hindistan’dan ithal edilen hammaddelerle Güney Afrika’da daha önce bilinmeyen “P2P” (fenil-2-propanon) yöntemini kullandığını belirtti.
Naicker, kimyasal hazırlık aşamasının rüzgarın estiği yöne göre kilometrelerce öteden fark edilebilecek yoğun bir koku yaydığını aktardı.
Güney Afrika polisi geçen ay, ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi ve ABD İç Güvenlik Bakanlığı desteğiyle Zimbabve sınırındaki Musina’da bir laboratuvara baskın düzenledi ve kartellerin kullandığı beş ton çözücü, katalizör ile reaktif ele geçirdi.
Ekipler daha önce Nisan 2023’te Durban Limanı’ndan giren şüpheli bir konteyneri izleyerek Pretoria ile Johannesburg arasındaki Midrand’de kimyasal ve ekipman dolu beş depoya ulaşmıştı.
Ay başında ise Johannesburg’un 175 kilometre kuzeyindeki Klipvoor’da endüstriyel ölçekte bir laboratuvar daha çökertildi.
Olay yerinde bulunan yüzlerce litrelik dev reaksiyon tanklarının kartelin ayırt edici izi olduğu bildirildi.
Soruşturma kaynağı, bu endüstriyel ekipmanların dükkanlarda satılmadığını, kartelin kazanları imal etmek için özel metal ustalarını bölgeye getirdiğini ifade etti.
Tuğgeneral Naicker, üst düzey Meksikalıların tesisi kurup işi yürütmesi için arkalarında kimyagerler bıraktığını anlattı.
Naicker bazı durumlarda ise uzmanların yerel kişilere üretimi öğretip alanı terk ettiğini, belirli aralıklarla denetime geldiğini söyledi.
Şubat 2024’te Krugersdorp’ta dağıtılan laboratuvarda yerel çalışanların üretimi tek başına sürdürdüğü görülmüştü.

Swartruggens’ta yakalanan beş Meksikalı, ülkeye geldiklerinde gözleri bağlanarak kaçırıldıklarını öne sürdü.
Ancak soruşturmacılar, şüphelilerin kaldıkları yerde pahalı yiyecek ve içkiler tükettiğini belirterek rehin alma iddialarını gerçeğe aykırı buldu.
Meksika kartellerinin benzer faaliyetleri Nijerya’da da hız kazandı.
On yıl önce bölgeden uzaklaştırıldıkları düşünülen Sinaloa ve Jalisco Yeni Nesil kartellerine ait laboratuvarlar yeniden görülmeye başlandı.
Nijerya Ulusal Uyuşturucu Hukuku Uygulama Ajansı (NDLEA), mayıs ayında Ogun eyaletindeki kırsal alanda ülkenin şimdiye kadarki en büyük metamfetamin laboratuvarını bastı; üç Meksikalı ve yedi Nijeryalı yakalandı.
Haziranda Oyo eyaletinde bir Meksikalı daha gözaltına alındı. NDLEA yetkilisi Femi Babafemi, tesislerdeki üretimin Avrupa, Güneydoğu Asya ve Okyanusya pazarlarını hedeflediğini kaydetti.
Brookings Enstitüsü Direktörü Vanda Felbab-Brown, Latin Amerika ve ABD’nin baskısı altındaki kartellerin Afrika’yı zayıf denetim ve rüşvet olanakları sebebiyle elverişli bir üs olarak gördüğünü belirtti.
Felbab-Brown, üretilen maddenin Asya şebekelerinin Avustralya’ya soktuğu uyuşturuculardan çok daha güçlü ve öldürücü olduğuna dikkat çekti.
Üretim ve sevkiyat faaliyetleri Afrika kıtasındaki yerel tüketimi de tetikliyor. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) Maputo Temsilcisi Antonio De Vivo, aracıların ödemelerini nakit yerine uyuşturucuyla alması sebebiyle maddelerin yerel piyasaya sürüldüğünü söyledi.
Mozambik’teki bir rehabilitasyon merkezinde görev yapan Paulo Ferrao ise kliniğe başvuran metamfetamin vakalarındaki artışın endişe verici boyutlara ulaştığını ifade etti.
