CANLI VERİ
Piyasalar

Erzurum’da yıllardır süren gizem

Samsun ve Ankara’da yaşayan iki farklı aile, yıllardır izini sürdükleri dedelerinin kimliğini araştırırken Erzurum’daki halk arasında “Garip Mezar” olarak bilinen meçhul şehit kabriyle bağlantılı bilgilere ulaştı. Askeri arşivlerden alınan 65 sayfalık Osmanlıca belgelerde yer alan bilgilerin mezara ilişkin kayıtlarla bazı noktalarda örtüşmesi,…

Manşet Merkezi
Manşet Merkezi
5 dk okuma 1 okunma
Okuma görünümü

Samsun ve Ankara’da yaşayan iki farklı aile, yıllardır izini sürdükleri dedelerinin kimliğini araştırırken Erzurum’daki halk arasında “Garip Mezar” olarak bilinen meçhul şehit kabriyle bağlantılı bilgilere ulaştı. Askeri arşivlerden alınan 65 sayfalık Osmanlıca belgelerde yer alan bilgilerin mezara ilişkin kayıtlarla bazı noktalarda örtüşmesi, iki ailenin aradığı Hasan isimli şehidin aynı kişi olabileceği ihtimalini ortaya çıkardı.

Ankara ve Samsun’da yaşayan iki farklı ailenin, birbirlerinden habersiz şekilde aynı isimdeki bir şehidi aradığı ortaya çıktı. ailelerin verdiği bilgilerde şehidin adı, şehadet tarihi, Şark Cephesi’nde Ruslarla yaşanan çatışma ve defnediliş şekli gibi dikkat çekici benzerlikler bulunduğu belirtildi.

Erzurum’un Hınıs ilçesinden Birinci Dünya Savaşı’na giden ve Şark Cephesi’nde şehit olduğu belirtilen mülazım-ı evvel Hasan’ın izini süren iki aile, birbirinden habersiz şekilde aynı isme ve benzer savaş hikayesine ulaştı. Ankara ve Samsun’da yaşayan ailelerin ellerindeki bilgiler, Erzurum’daki meçhul asker mezarıyla ilgili daha önce yapılan araştırmalarla da bazı noktalarda örtüşürken, gönüllü araştırmacı Merve Tekin devlet arşivlerinin incelenmesi ve saha araştırması yapılması için destek çağrısında bulundu.

İki aile, aynı şehidin peşinde

Ailelerden birinin Ankara’da, diğerinin ise Samsun’da yaşadığı öğrenilirken, iki ailenin birbirleriyle herhangi bir akrabalık bağının bulunmadığı ifade edildi.

Merve Tekin, iki ailenin verdiği bilgilerin birbirinden bağımsız şekilde aynı kişiye işaret ediyor olabileceğini belirterek, “Buradaki şehidimizin ismi Hasan. Ankara’daki şu an aradığımız şehidimizin ismi de Hasan. Samsun’daki ve Ankara’daki, birbirinden haberi olmayan, bir akrabalık bağı bulunmayan iki şehidimizin de ortak aradığı kişi Hasan. ortak aradıkları kişi dedeleri ve ortak verdikleri bilgi tamamıyla Erzurum’un Tınazlı köyündeki şehidimizi anlatıyor. bu olmaya da bilir, belki de iki ayrı şehidi arıyoruz. Belki de iki kişi tek bir şehidi arıyor. Bunu ancak devletimizin desteğiyle aydınlatabiliriz. Bu tamamı ile bizim kendi fikirlerimiz, kendi düşüncelerimiz” dedi.

1872 Hınıs doğumlu Mülazım-ı Evvel Hasan

Araştırmada ulaşılan belgelere göre aranan şehidin adı Hasan, babasının adı Mahmut ve doğum tarihi 1872. Erzurum’un Hınıs ilçesiyle bağlantılı olduğu belirtilen Hasan’ın rütbesinin ise Mülazım-ı Evvel, bugünkü karşılığıyla üsteğmen olduğu aktarılıyor. Belgelerde askerin 2. alay, 1. tabur, 2. bölük ve Süvari sınıfında görev yaptığına ilişkin bilgilerin bulunduğu ifade ediliyor.

Şehadetinin Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1914-1918 yılları arasında Şark Cephesi’nde Ruslarla yaşanan bir muharebede gerçekleştiği belirtilirken, şehadet tarihinin de Rumi 1331 yılının 16. günü olarak kayıtlarda yer aldığı aktarılıyor.

Tekin, belgelerin şehidin torunlarından kendisine ulaştırıldığını belirterek, “şehidimizin torunu tarafından belgeler ulaştırıldı. Kendisi de çevirmeye çalışıyor fakat beceremediği için evrakları bana gönderdi. Ben de bu evrakları alanında uzman hocalarımıza gönderdim. Birkaç profesörümüzle paylaştım. o belgelerde tamamıyla bir şehidin diploması ya da bir şehidin aldığı ödüller, belgeler vesaire mevcut” dedi.

Araştırmanın ucu Muş’a da uzanıyor

Elde edilen bilgiler yalnızca Erzurum’la sınırlı kalmıyor. şehidin Muş bölgesinde, Murat Nehri çevresinde Ruslar veya Ermeniler tarafından pusuya düşürülerek şehit edildiğine yönelik aile anlatımları da bulunuyor.

Şehidin daha sonra nehirden uzak, yüksek bir noktaya defnedildiği yönündeki rivayetler nedeniyle Hasan dağları ve Bilican dağları ihtimali üzerinde de duruluyor.

Tekin, “daha önce Ankara’daki, yani dedesini arayan Mehmet hocam, Muş Hasan dağı ve Bilican dağları arasında bir arama-tarama çalışması da yapılmış aslında” dedi.

Bu nedenle araştırmanın yalnızca Erzurum’daki mezarla sınırlandırılmaması gerektiğini belirten Tekin, “velev ki buradaki şehidimiz uyumlu değilse bile en azından şehidimizin tamamıyla vermiş oldukları bilgiye dayanarak Muş tarafında da olabileceği ihtimali söz konusu” dedi.

“Devletin desteğini almak zorundayız”

Gönüllü olarak sürdürülen araştırmanın belirli bir noktadan sonra devlet desteğine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Tekin, Erzurum ve Muş’taki kurumlara çağrıda bulundu.

“gönüllü olarak çalışma bir yere kadar oluyor. Bir noktadan sonra muhakkak Devletin desteğini, Devlet büyüklerinin desteğini almak zorundayız” diyen Tekin, arşiv araştırmaları ve saha çalışmaları için destek istedi. Özellikle Erzurum ve Muş valilikleri, kaymakamlıklar ve üniversitelerin araştırmaya katkı sunabileceğini belirten Tekin, “bu noktada hem Erzurum rektörümüz, Muş rektörlüğü, Erzurum valiliği ve Muş rektörlüğü… her iki ilin valisi ve kurumları bir arşiv arama-taraması yaparsa ve tespit ettiğimiz yerlerde yeraltı görüntüleme cihazlarıyla bize destek olurlarsa şehidimizi bulma olanağımız daha yüksek oluyor” dedi.

Askeri arşivlere başvuru yapılacak

Şehidin rütbeli bir asker olması nedeniyle Osmanlı döneminden kalan askeri kayıtların da araştırmanın önemli bir parçası olması bekleniyor.

Tekin, resmi noter belgelerinin kendilerine yeni ulaştığını belirterek, “şehidimizle alakalı resmi noter onayımız yeni geldi. Ankara’daki olan, Erzurum Hınıs’ı olan şehidimizin resmi noter evrakı yeni geldi” dedi.

“Erzurum ve Muş halkının desteğine ihtiyacımız var”

Araştırmanın çözüme ulaşabilmesi için bölge halkının bildiği tarihi anlatımların da önemli olduğunu vurgulayan Tekin, özellikle aile büyüklerinden kalan bilgilerin paylaşılmasını istedi.

“Erzurum halkının, Muş halkının desteğine ihtiyacımız var. Özellikle gençlerin, özellikle gençlerin anne-babalarının bu noktada bize verecekleri desteğe çok ihtiyacım var, bu sadece şahsi olarak benim değil, şehidimizin ihtiyacı. Şehidimizin Erzurum halkına, şehidimizin Muş halkına, şehidimizin torunlarına ihtiyacı var. Bu aslında Merve Tekin’den onlara bir çağrı değil; şehit dedelerinden torunlarına bir çağrı” dedi.

Erzurum’da “Garip mezar” Hasan mı?

Erzurum’un Aziziye ilçesinde yaklaşık 149 yıldır kimliği bilinmeden duran “Garip Mezar”, İki ailenin dedelerini bulmak için yaptığı araştırmalarda ulaştığı 65 sayfalık Osmanlıca askeri belgelerde yer alan bilgilerin, Erzurum Ovası’ndaki meçhul şehit mezarıyla örtüşmesi, aynı şehide işaret eden bir ihtimali ortaya çıkardı.

Yarımca ve Tınazlı mahallelerinin arasında, tarlaların ortasında tek başına bulunan mezarın kitabesinde yalnızca “Hicri 1293 Şehidi” ifadesi yer alıyor. 93 Harbi’nden bu yana yaklaşık 149 yıldır ayakta duran mezarın kimliği bilinmezken, iki farklı ailenin aradığı Hasan isimli şehide ilişkin Osmanlıca belgelerde bulunan bilgiler dikkat çekiyor.

Ailelerin askeri arşivlerden ulaştığı belgelerde yer alan isim, doğum yeri, rütbe, birlik ve şehadet bilgileri ile “Garip Mezar”a ilişkin bilinen tarihsel veriler arasındaki benzerlikler, meçhul şehidin Hasan olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Öte yandan halk arasında “Garip Mezar” olarak bilinen 93 Harbi şehidinin kabri, İstanbul’da yaşayan bir hayırseverin desteğiyle yenilendi. Mahalle sakinlerinin başlattığı vefa çalışmasına destek veren hayırsever tarafından mezar taşı mermerden yeniden yaptırılırken, mezarın başına Türk bayrağı dikildi.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Haberi paylaş X Facebook WhatsApp
Manşet Merkezi
HABERİ HAZIRLAYAN

Manşet Merkezi

Tüm haberleri →

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz.