CANLI VERİ
Piyasalar

Akademik çalışma için yollara düştü: Doğayı karış karış keşfediyor

Coğrafyayı masa başında değil, sahada araştıran Dr. Öğr. Üyesi Leman Albayrak, kendi imkanlarıyla dağları, köyleri, illeri ve ilçeleri geziyor. her yolculuğunu yeni bir araştırmanın başlangıcına dönüştüren Albayrak, yerinde yaptığı gözlemleri makalelerine taşırken, sahada edindiği deneyimleri öğrencileriyle paylaşarak onlara yol gösteriyor.

Manşet Merkezi
Manşet Merkezi
5 dk okuma 0 okunma
Okuma görünümü

Coğrafyayı masa başında değil, sahada araştıran Dr. Öğr. Üyesi Leman Albayrak, kendi imkanlarıyla dağları, köyleri, illeri ve ilçeleri geziyor. her yolculuğunu yeni bir araştırmanın başlangıcına dönüştüren Albayrak, yerinde yaptığı gözlemleri makalelerine taşırken, sahada edindiği deneyimleri öğrencileriyle paylaşarak onlara yol gösteriyor.

Ardahan Üniversitesi Coğrafya Bölümü Bölgesel Coğrafya Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Leman Albayrak, Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun dağlarını, vadilerini, yaylalarını ve köylerini kendi imkanlarıyla dolaşarak adeta bölgenin yaşayan hafızasını kayıt altına alıyor. 39 yaşındaki akademisyen, çoğu zaman tek başına çıktığı saha gezilerinde yalnızca doğal ve tarihi güzellikleri değil, yüzyıllardır kuşaktan kuşağa aktarılan yaşam biçimlerini, üretim kültürünü ve insan-doğa ilişkisini de araştırıyor.

Doğup büyüdüğü Artvin’de yüksek lisans döneminde başladığı coğrafi gezi-gözlem çalışmalarını yıllar içerisinde çevre illere taşıyan Albayrak, bugün farklı coğrafyaları adım adım keşfetmeye devam ediyor. Bir dağın yaylayla, vadinin ulaşım ağıyla, toprağın tarımla, yerleşimlerin ise insan yaşamıyla kurduğu ilişkiyi yerinde inceleyen Albayrak, sahada edindiği bilgileri akademik çalışmalarına taşıyor.

“Kendi Ülkemi öğrenme merakıyla yollara çıktım”

Leman Albayrak, Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaptığı gezilerin kendisi için aynı zamanda bir vefa ve sorumluluk anlamı taşıdığını belirterek, “Kendi ülkemi öğrenme merakımın yanı sıra Anadolu insanının kadim bilgisini ve doğa ile uyumlu yaşamını keşfetmek beni ve akademik çalışmalarımı besliyor. Aynı zamanda Türkiye’nin özel yapısı, medeniyetler beşiği olması; her bölgenin doğal, kültürel, tarihi derinliğini görmek sadakat ve minnet borcu yaratıyor” dedi.

Bir yerin coğrafi özellikleri ile kültürel değerleri arasında güçlü bir bağ kurduğunu ifade eden Albayrak, sahada edindiği bilgileri kayıt altına almayı ve insanlarla paylaşmayı önemsediğini dile getirdi. Albayrak, “Bir yer ve oranın kültürel değerleri arasında bağlantı kuruyorum ve öğrendiklerimi de insanlara anlatmayı, kaydetmeyi değerli görüyorum. Çünkü binlerce yılda gelişen ve kuşaktan kuşağa aktarılan ‘yaşam ve üretim bilgisi’, kültürel değerler hızla azalıyor” dedi.

Bazen bir çay molası yeni bir araştırmanın kapısını açıyor

Saha çalışmalarında karşılaştığı insanların anlattıkları da Albayrak’ın araştırmalarında önemli bir yer tutuyor.

Yakın zamanda Erzurum’un Narman ilçesindeki peribacalarını incelemek üzere yaptığı yolculuk sırasında Uzundere ilçesine bağlı Çağlayan Mahallesi’nde mola veren Albayrak, burada bir esnafın yönlendirmesiyle Tortum Gölü çevresindeki heyelanlı alanları inceleme fırsatı buldu.

Albayrak, “Doğal ortamlar ekonomik gelişme, kırsal kalkınma, enerji ihtiyaçları gibi nedenlerle hızla geri dönüşü olmayan şekilde değiştiriliyor. Öncesi ve sonrası arasında değerlendirme yapabilmek için bu süreci gözlemlemek gerekiyor. Örneğin yakın bir zamanda Narman ilçesindeki Peribacalarına giderken, Uzundere ilçesine bağlı Çağlayan Mahallesi’nde yolda uğrayıp çay molası verdiğimiz bir esnaf, Tortum gölü çevresindeki heyelanlı sahayı görmemizi istedi, bu kesimler zaten orta ve yüksek düzeyde heyelan duyarlılığı olan alanlar. Bu gibi konularda coğrafi yapıya uyumlu hareket etmek önem kazanıyor, yani doğa neye, ne kadar izin veriyor şeklinde de düşünebiliriz” dedi.

Bu örnek, Albayrak’ın saha çalışmalarındaki yaklaşımını da ortaya koyuyor. Çünkü onun için coğrafya yalnızca belirlenmiş araştırma noktalarından oluşmuyor. Yolda karşılaşılan bir insan, anlatılan bir hikaye ya da fark edilen bir ayrıntı yeni bir araştırmanın başlangıcı olabiliyor.

“Doğal ortamı bir bütün olarak görmeye çalışıyorum”

Araştırma gezilerinde yalnızca tek bir unsura odaklanmadığını belirten Albayrak, doğa ile insan arasındaki ilişkiyi bir bütün olarak değerlendirdiğini söyledi.

Albayrak, “İlk olarak doğal ortamı bir bütün olarak görmeye çalışıyorum; bir dağın yayla ile ilişkisi, vadinin ulaşımla ilişkisi, arazi yapısının tarımla ve doğal afetlerle ilişkisi gibi. bir de her yerin öne çıkan özellikleri oluyor, ilk başta bunlar dikkat çekiyor doğal olarak” dedi.

Beşeri coğrafya alanında çalıştığı için özellikle kültürel unsurlara yoğunlaştığını ifade eden Albayrak, “Daha çok kültürel temalara dikkat ediyorum. ulaşım, göç, nüfus yapısı, yerleşim şekilleri, beşeri faaliyetler gibi konular saha içindeki süreçte ön gözlemle anlaşılıyor” dedi.

“Tek başıma olsam da sahada aslında yalnız değilim”

Saha çalışmalarını çoğunlukla tek başına gerçekleştirmesinin kendisine daha iyi odaklanma ve gözlem yapma imkanı sunduğunu aktaran Albayrak,“ Disiplinler arası çalışmak ve işin uzmanları ile birlikte olmak çok önemlidir. Genellikle saha çalışmalarımı tek başıma yürütüyor olmamın gerekçesi, daha iyi odaklanmak ve neler fark ettiğimi gözlemleme isteğidir” dedi.

Sahada tamamen yalnız olmadığını belirten Albayrak, yerel halkın katkısının çalışmalarında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Albayrak, “Sahada tam olarak yalnız olduğum da söylenemez çünkü yerel halkın ilgi ve desteği, yönlendirmeleri bizim için çok kıymetlidir” dedi.

“Coğrafyayı anlamak için orada olmak gerekiyor”

Coğrafyanın yalnızca kitaplardan veya haritalardan incelenerek tam anlamıyla kavranamayacağını vurgulayan Albayrak, saha çalışmalarının akademik coğrafyanın temelini oluşturduğunu ifade etti.

“Akademik coğrafyanın temeli saha çalışmalarıdır. bir unsuru anlamlandırmak ve diğer olaylar ve durumlarla ilişkisini gözlemlemek için o yerde bulunmak önemlidir, hele de beşeri coğrafyada toplumu ve insan davranışlarını anlamak için orada olarak, katılımcı gözlemde bulunmak gerekir” dedi.

Saha çalışmalarının akademik araştırmalara nasıl katkı sunduğunu örneklerle anlatan Albayrak, “Giresun’un kümbet yaylasında yaylacılığı, Kars’ın Arpaçay ilçesindeki bostancılığı, Yusufeli’ndeki çeltik tarımını yerinde görüp inceledikten sonra kaleme alabiliriz” dedi.

Keşfedilmeyi bekleyen yerler

Doğu Anadolu’da olduğu kadar Türkiye’nin hemen her bölgesinde henüz yeterince araştırılmamış alanların ve konuların bulunduğunu ifade eden Albayrak, “hemen hemen her bölgenin araştırılmamış ve keşfedilmemiş yönleri var diyebiliriz. Burada önemli olan bir unsurun keşfedildikten sonra nasıl yönetildiğidir; Doğaya uyumlu, insanlığa, bilime faydalı şekilde bakmak temel ilkemiz olmalı” dedi.

Küresel iklim değişikliğiyle birlikte geleneksel yapıların ve kırsal mimarinin öneminin daha da arttığına dikkat çeken Albayrak, “Günümüzde küresel iklim değişikliği ve iklim dirençli tasarımlar çok dile getiriliyor. bu bakımdan sıcak ve soğuk iklimlerde gelişen kırsal mimari örnekler çok önemlidir” dedi.

“Ardahan, Erzurum ve Yusufeli evleri ayrıntılı kaydedilmeli”

Geleneksel yapıların yalnızca kültürel miras açısından değil, farklı iklim koşullarına uyum sağlama biçimleri bakımından da incelenmesi gerektiğini vurgulayan Albayrak, “Ardahan evleri, Erzurum evleri, Yusufeli evleri hem kültürel miras hem de iklim uyumlu yönleriyle ayrıntılı kaydedilmelidir” dedi.

Ekoturizm konusunda da hassas planlama yapılması gerektiğini belirten Albayrak, “Ekoturizm konusunda bu sahada hassas planlamalar yapılmalı çünkü halen bakir olan alanlar önemli ekolojik değere sahip” dedi.

Yeni yollar, yeni hikayeler

39 yaşındaki akademisyen için her saha gezisi, henüz sorulmamış yeni bir sorunun peşinden gitmek anlamına geliyor.

Kimi zaman bir köy yolunda karşılaşılan yaşlı bir vatandaşın anlattığı hikaye, kimi zaman bir yayladaki geleneksel yapı, kimi zaman ise doğanın oluşturduğu bir oluşum yeni bir araştırmanın kapısını aralıyor.

Albayrak, kendi imkanlarıyla çıktığı bu yolculuklarda yalnızca coğrafyayı keşfetmiyor; değişen Anadolu’nun hafızasını da kayıt altına alıyor.

Dağların, vadilerin ve yaylaların yanı sıra insan hikâyelerinin de peşinden giden Albayrak’ın çalışmaları, “Coğrafyayı bilmek için önce ona dokunmak gerekir” düşüncesinin sahadaki karşılığını oluşturuyor.

Onun için her yol yeni bir rota, her rota yeni bir soru, her soru ise bilimsel çalışmaya dönüşebilecek yeni bir keşif anlamına geliyor.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Haberi paylaş X Facebook WhatsApp
Manşet Merkezi
HABERİ HAZIRLAYAN

Manşet Merkezi

Tüm haberleri →

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz.