CANLI VERİ
Piyasalar

Çocukların geleceği için yeni adalet yaklaşımı

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenlemeyle çocukların işlediği bazı ağır suçlarda uygulanan ceza hükümleri değiştirildi. 15-18 yaş grubundaki çocuklar için bazı kasten öldürme ve ağır yaralama suçlarında yaş indiriminin uygulanmamasının önü açılırken, çocukların infaz sürecine ilişkin de yeni düzenlemeler getirildi. Erzurum Baro…

Manşet Merkezi
Manşet Merkezi
5 dk okuma 0 okunma
Okuma görünümü

TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen düzenlemeyle çocukların işlediği bazı ağır suçlarda uygulanan ceza hükümleri değiştirildi. 15-18 yaş grubundaki çocuklar için bazı kasten öldürme ve ağır yaralama suçlarında yaş indiriminin uygulanmamasının önü açılırken, çocukların infaz sürecine ilişkin de yeni düzenlemeler getirildi. Erzurum Baro Başkanı Av. Mesut Öner, düzenlemeyi Pusula’ya değerlendirdi.

TBMM Genel Kurulu’nda, çocukların suçla ilişkisinin önlenmesi ve çocuk adalet sisteminin güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler içeren Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı.

Yeni düzenlemeyle, 15 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını tamamlamamış çocukların ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçları işlemesi halinde 19 yıldan 27 yıla, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda ise 15 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına hükmedilebilecek.

Kasten öldürme ile sonucu ağırlaşmış yaralama suçlarının bazı nitelikli hallerinde ise failin kastının ağırlığı, suçun işleniş biçimi, amaç ve saik ile daha önce kasıtlı bir suçtan mahkumiyet gibi hususlar dikkate alınarak 15-18 yaş grubundaki çocuklar hakkında yaş indiriminin uygulanmaması mümkün olacak.

12-15 yaş grubundaki çocuklara, bir üst yaş grubuna ilişkin ceza rejiminin uygulanıp uygulanmayacağı konusunda da hakime takdir yetkisi verilecek.

Çocukların infaz sisteminde değişiklik

Kanunla çocuk hükümlülerin cezalarının infazına ilişkin de yeni bir sistem getiriliyor. Buna göre çocukların hapis cezalarının doğrudan çocuk eğitimevlerinde infazına başlanması yerine, infaza çocuk kapalı ceza infaz kurumlarında başlanacak. İyi halli olduğu tespit edilen çocuklar daha sonra çocuk eğitimevlerine ayrılabilecek.

12-18 yaş grubundaki çocuklar, cinsiyetleri, fiziki gelişimleri ve işledikleri suçun türü dikkate alınarak çocuk kapalı ceza infaz kurumlarının ayrı bölümlerinde barındırılacak.

“Suça sürüklenen” yerine “adli süreçteki”

Çocuk Koruma Kanunu’nda yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi de “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilecek.

Ceza sorumluluğu bulunmayan çocuklar için yeni güvenlik tedbirleri kapsamında yönlendirme tedbirleri uygulanabilecek. Bu kapsamda çocukların sosyal ve toplumsal hizmetlerde görev alması, dijital risklerden korunması, kitap ve kütüphane faaliyetlerine katılması, çevre temizliği ve ağaçlandırma çalışmalarında bulunması ile bağımlılıkla mücadele programlarına katılması öngörülüyor.

Sosyal ve toplumsal hizmetler kapsamında çocukların spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ve ilgili kamu kurumlarında 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimlerine katkı sağlayacak görevler üstlenmeleri mümkün olacak.

Ailelere ve silah sahiplerine de sorumluluk

Düzenlemeyle ateşli silahların çocukların eline geçmesini önlemeye yönelik yeni bir ceza da getirildi. Silahını gerekli dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza ederek çocuğun silaha ulaşmasına neden olan kişi, başka bir suç oluşmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecek.

Çocuklara bıçak ve benzeri kesici, delici veya bereleyici aletlerin satılması, çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması da yasaklanacak. Bu düzenleme 1 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek. Yasağa aykırı davrananlara 5 bin lira, bıçak veya aletlerin sayı ya da nitelik bakımından vahim olması halinde ise 10 bin lira idari para cezası uygulanacak.

Çocuklarımız;Işığımız, güneşimiz, geleceğimiz…

Mecliste kabul edilen yasayı Pusula’ya değerlendiren Erzurum Baro Başkanı Av. Mesut Öner, “ TBMM’de yasalaşan yeni düzenlemeyi yalnızca ceza hükümleri üzerinden değil, çocuk merkezli ve çocuk dostu adalet anlayışı çerçevesinde değerlendirmek gerekir” dedi.

Çocukların üstün yararının korunması, mağdur haklarının gözetilmesi ve toplum güvenliğinin sağlanmasının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erzurum Baro Başkanı Öner, şu ifadeleri kullandı:

Çocuğa bakış değişiyor

“Suça sürüklenen çocuk” kavramı yerine “adli süreçteki çocuk” yaklaşımının benimsenmesini önemsiyoruz. Çocuk, yaptığı fiilden ibaret değildir. Hukukun dili de çocuğu damgalamayan, onu yeniden kazanmayı hedefleyen bir anlayışı yansıtmalıdır.

Ağır suçlarda ceza rejimi

Ağır suçlarda çocuklar bakımından cezaların ve yaşa bağlı indirimlerin yeniden düzenlenmesi, toplumun güvenliği ve mağdur hakları açısından anlaşılabilir bir yaklaşımdır. Ancak çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve bireysel koşulları hiçbir zaman göz ardı edilmemelidir. Çocuk adaleti, yetişkin ceza adaletinin küçük bir modeli olmamalıdır.

Sosyal inceleme ve çocuğun tanınması

Özellikle küçük yaştaki çocuklar bakımından sosyal incelemenin güçlendirilmesini önemli buluyoruz. Mahkeme yalnızca “çocuk ne yaptı?” sorusuna değil; “Bu çocuk kimdir, hangi şartlarda yetişmiştir ve nasıl bu noktaya gelmiştir?” sorusuna da cevap aramalıdır. Sosyal inceleme raporları şekli bir belge değil, çocuğun gerçek anlamda anlaşılmasını sağlayan temel bir araç olmalıdır.

Çocuğu suça çeken yetişkinler

Çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasıyla mücadelede sorumluluğu yalnızca çocuğa yüklemek doğru değildir. Çocuğu kullanan, yönlendiren, silaha veya suça erişimini sağlayan yetişkinler ve örgütlü yapılarla çok daha etkin mücadele edilmelidir. Çocuğu korumanın en etkili yollarından biri, çocuğu kullanan mekanizmayı ortadan kaldırmaktır.

Silaha erişimin önlenmesi

Çocukların silaha erişmesini kolaylaştıran yetişkinlere yönelik yaptırımlar getirilmesini, koruyucu yaklaşım bakımından olumlu buluyoruz. Çocuğun eline silah geçtikten sonra değil, silahın çocuğa ulaşmasını engelleyecek tedbirlerin baştan alınması çocuk merkezli adaletin gereğidir.

Çocuk özgürlüğünden yoksun bırakıldığında da çocuk olmaya devam eder. İnfaz sürecinin amacı yalnızca cezayı çektirmek değil; eğitim, psikolojik destek, rehabilitasyon ve yeniden topluma kazandırma olmalıdır. Bir çocuğun ceza infaz kurumundan çıktığında topluma daha fazla zarar verme riski taşıması değil, topluma yeniden kazandırılmış olması hedeflenmelidir.

Mağdurun hakkı ve çocuğun hakkı

Çocukların haklarını savunmak, mağdurların haklarını görmezden gelmek değildir. Mağdurun adalet hakkı ile çocuğun üstün yararı arasında tercih yapmak zorunda değiliz. İyi bir çocuk adalet sistemi her ikisini birlikte koruyabilmelidir.

Asıl hedef; : çocuk suça karışmadan önce

En önemli mesele budur. Çocuğu adliyede gördüğümüzde sistem zaten geç kalmıştır. Aile, okul, sosyal hizmetler, sağlık kuruluşları ve yerel yönetimler arasında güçlü bir koruma mekanizması kurulmalı; risk altındaki çocuk daha suç işlemeden fark edilmeli ve desteklenmelidir.

Biz Erzurum Barosu olarak yeni düzenlemeyi çocuğun üstün yararı, mağdur hakları ve toplum güvenliği birlikte gözetilerek uygulandığı ölçüde anlamlı buluyoruz.

Çocuk dostu adalet; çocuğu dinleyen, çocuğu damgalamayan,çocuğun nedenlerini araştıran, gerektiğinde koruyan, eğiten ve rehabilite eden, mağduru unutmayan, çocuğu suça çeken yetişkinlerle mücadele eden ve çocuğu yeniden topluma kazandırmayı hedefleyen adalettir.

Çocuk adaletinin başarısını yalnızca kaç çocuğun cezalandırıldığıyla değil, kaç çocuğun yeniden kazanıldığıyla ölçmeliyiz. Çünkü çocuk, yaptığı fiilden ibaret değildir. Çocuğun üstün yararı, çocuk dostu adalet sisteminin merkezinde olmalıdır.”

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Haberi paylaş X Facebook WhatsApp
Manşet Merkezi
HABERİ HAZIRLAYAN

Manşet Merkezi

Tüm haberleri →

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz.