CANLI VERİ
Piyasalar

Tarih sıvaların altından çıktı

Asırlardır sessizliğini koruyan Fetih Camii, iki yıllık titiz restorasyonun ardından geçmişin izlerini yeniden görünür kıldı. Sıvaların altından çıkan kadınlar mahfiline açılan iki tarihi kapı, kubbede gün yüzüne çıkarılan Pantokrator tasviri ve Türkiye'de ilk kez uygulanan cam mihrapla yapı, yüzyılların sakladığı hikayelerini yeniden…

Manşet Merkezi
Manşet Merkezi
5 dk okuma 0 okunma
Okuma görünümü

Erzurum'da yaklaşık iki yıl süren kapsamlı restorasyonun ardından yeniden ibadete ve ziyarete açılan Fetih Camii, ortaya çıkarılan tarihi keşifleriyle dikkat çekiyor. Geçmişte Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen ve bugün "Erzurum'un Ayasofya'sı" olarak anılan tarihi yapıda, kubbede yer alan Hz. İsa'nın Pantokrator tasviri ile dört İncil yazarına ait figürler gün yüzüne çıkarılırken, deprem güçlendirmesinden özgün mimari detayların korunmasına kadar birçok çalışma gerçekleştirildi. Yaklaşık 320 kişilik ibadet kapasitesine sahip cami, restorasyonun ardından sadece ibadet edilen bir mekan olmanın ötesine geçerek Erzurum'un kültür ve inanç turizminin yeni cazibe merkezlerinden biri haline geldi.

Ayasofya ekibi fetih Camii’nde görev aldı

Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürü Tümer Eslek, restorasyon sürecinde hem tarihi figürlerin korunması hem de yapının depreme karşı güçlendirilmesi için bilimsel yöntemlerin uygulandığını belirtti. Çalışmaların büyük bir titizlikle yürütüldüğünü ifade eden Eslek, kubbedeki figürlerin ortaya çıkarılmasından yapısal güçlendirmeye kadar izlenen süreci anlatarak, “Biz burayı açtığımızda figürlerin üzerinde alçı vardı. Zamanla soğuktan, sıcaktan, nemden etkilendiği için dökülmeye başlamıştı. İskeleyi kurduktan sonra çalışmalara başladık. Buradaki restorasyonu Ayasofya’yı ve Kariye Cami’yi yapan restoratör firmanın ekibindekiler yaptı.

Yaklaşık beş buçuk aylık ince bir çalışma sonucunda ortaya çıkarıldı. Mikro enjeksiyon yöntemiyle alçı tabakası yüzeye yapıştırıldı ve sağlamlaştırıldı. İçerideki işleri halletmeden dışarıdaki restorasyona başlamadık. Önce güçlendirme sonra temizleme yapıldı. Ayrıca restorasyon çalışmaları kapsamında, Erzurum Teknik Üniversitesi iş birliğiyle yapının deprem performans analizi gerçekleştirildi. Yapılan incelemelerde, güney cephesinin yaklaşık 160 santimetre toprak altında kalması nedeniyle yapının deprem dayanımının olumsuz etkilendiği, temelde zayıflıklar ve dolgu boşalmaları bulunduğu belirlendi. Bu tespitlerin ardından tarihi yapının taşıyıcı sistemi güçlendirilerek deprem güvenliği artırıldı. Temel güçlendirmesi, su yalıtımı ve drenaj çalışmaları için yapı çevresinde yaklaşık 2 metre derinliğinde kazı yapıldı. İç mekanda ise kemerler ile taşıyıcı duvarlarda güçlendirme ve taş yenileme çalışmaları gerçekleştirilerek yapının tarihi dokusu korunurken yapısal sağlamlığı da artırıldı. Öte yandan cami içerisindeki mihrap, minber ve korkuluk gibi sonradan eklenen unsurlar, özgün yapıdan ayrıştırılabilmesi amacıyla cam malzemeden yeniden tasarlandı” dedi.

Sıvaların altından tarihi kapılar çıktı

Fetih Camii’nde yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmaları sırasında yapının bilinmeyen birçok tarihi unsurunun ortaya çıkarıldığını söyleyen Eslek sözlerine şöyle devam etti: “Restorasyon sırasında giriş bölümündeki sıvaların kaldırılmasıyla mahfile çıkan iki tarihi kapı ve geçiş yollarının gün yüzüne çıkarıldığını da aktaran Eslek, “Restorasyona kadar böyle bir kapıların varlığını bilmiyorduk. Restorasyonla beraber gün yüzüne çıkarıldı diyebiliriz. Sıva yaparken kapı izlerine rastladık. Bulduğumuz iki kapı hem içeriden hem de dışarıdan kadınların mahfiline çıkış sağlıyor. Kapıların içerisini molozlarla doldurulmuş halde bulduk. Ayrıca 6 kişilik bir ekiple restorasyonu yürüttüklerini kaydeden Eslek, “Bu süreç boyunca tarihi yapının zarar görmeden restore edilmesi için elimizden geleni yaptık. Ayrıcı sanat tarihi açısından Doç. Dr. Demet Okuyucu’dan danışmanlık aldık. Bu yapının maliyeti ise yaklaşık 60 milyona denk geldi.”

Eslek, restorasyon sürecini anlattı

Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürü Tümer Eslek, Fetih Camii'nde yürütülen restorasyon çalışmalarının yalnızca fiziki bir yenileme olmadığını, yapının tarihi kimliğini ve özgün mimarisini korumayı hedefleyen kapsamlı bir koruma projesi olduğunu söyledi. Yaklaşık iki yıl süren çalışmalarda hem yapısal güçlendirme hem de sanat tarihi açısından büyük önem taşıyan unsurların gün yüzüne çıkarıldığını belirten Eslek, restorasyon sürecinin aşamalarını şöyle anlattı: “Erzurum’un Yakutiye ilçesi Ali Paşa Mahallesi'nde bulunan ve 1850'li yıllarda Rum Ortodoks Kilisesi olarak inşa edilen yapı, önemli kültür varlıkları arasında yer alıyor. Tarihi yapı, 1977 yılında Anıtlar Yüksek Kurulu kararıyla koruma altına alınırken, 1997-1998 yıllarında gerçekleştirilen çalışmaların ardından camiye dönüştürülerek "Fetih Camii" adıyla ibadete açıldı. Fetih Camii, Yakutiye Belediyesi'nin merhum Belediye Başkanı Muhyettin Aksak döneminde restore edilerek yeniden ibadete kazandırılmıştı. Aradan geçen yıllarda yapıda oluşan yıpranmaların giderilmesi ve tarihi dokunun korunması amacıyla yeni bir restorasyon süreci başlatıldı.

Dönemin Erzurum Valisi, mevcut İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin talimatıyla yapı için rölöve, restitüsyon, restorasyon ve mühendislik projeleri hazırlandı. Hazırlanan projeler, Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanmasının ardından uygulama aşamasına geçirildi. Erzurum Valiliği'nin talimatıyla 2024 yılında başlatılan kapsamlı restorasyon çalışmaları, Erzurum Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü koordinasyonunda yürütüldü. Yaklaşık iki yıl süren titiz çalışmaların ardından tarihi yapı, 2026 yılında restorasyonu tamamlanarak özgün mimari özellikleri korunmuş şekilde yeniden ibadete ve ziyarete açıldı. Restorasyon sürecinde yapının tarihi katmanları gün yüzüne çıkarılırken, kubbede bulunan Hz. İsa (Pantokrator) tasviri ile dört İncil yazarına ait figürler de korunarak görünür hale getirildi. Bu çalışmalar, yapının hem cami kimliğini sürdürmesini hem de tarihi ve kültürel mirasının gelecek nesillere aktarılmasını amaçladı.”

“Sanat arihini aydınlatan keşif"

Erzurum'daki Fetih Camii'nin kubbesinde restorasyon çalışmaları sırasında ortaya çıkan Hz. İsa tasviri ve 4 İncil yazarı hakkında konuşan Erzurum Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü akademisyenlerinden Doç. Dr. Demet Okuyucu, titiz bir sürecin ardından ortaya çıkan işten gurur duyduklarını dile getirdi.

Ortaya çıkan figürlerin Hristiyan sanatında "Pantokrator" olarak adlandırılan ikonografik tipe ait özellikler taşıdığını aktaran Okuyucu, “Pantokrator, Grekçe "her şey" anlamına gelen ta panta ile "hükmeden, imparator" anlamındaki autokrator kelimelerinin birleşiminden oluşuyor ve "her şeye egemen" ya da "her şeye gücü yeten" anlamına geliyor. Ortodoks ikonografisinin en yaygın tasvirlerinden biri olan Pantokrator, Hz. İsa'nın hem kurtarıcı hem de evrenin mutlak hakimi olarak betimlendiği bir figür olarak kabul ediliyor. Bu tasvirlerde Hz. İsa genellikle kubbenin merkezinde veya kilisenin en kutsal bölümünde, dünyaya hükmeden ilahi otoriteyi simgeleyecek şekilde resmediliyor. Sanat tarihçilerine göre Pantokrator tasviri, Hristiyan inancında görünmez kabul edilen Tanrı Baba'nın, Oğul İsa aracılığıyla dünyaya hükmeden ilahi otoritesini sembolize eden dogmatik bir anlayışın ürünü olarak ortaya çıktı. Bu nedenle Pantokrator figürü, Bizans dönemine ait kilise ve manastırların kubbe süslemelerinde en sık rastlanan dini kompozisyonlar arasında yer alıyor” diye konuştu.

Türkiye’de bir ilk: Cam mihrap

Caminin mihrap kısmının Türkiye’de bir ilk olduğunu kaydeden Okuyucu, “Yumurta desenli cam mihrap, bu camiye özel yapıldı. Yaklaşık 6 ton ağırlığındaki mihrap cam sanatçısı Artem Martis tarafından yapıldı. Yapımı dört ay sürdü ve İstanbul’da hazırlanarak buraya getirildi. Burada ise kurulumu on beş günde yapıldı. Ayrıca caminin içerisine Hz. İsa ve 4 İncil yazarının yanında 4 halifenin isminin yer aldığı tabelalar da ekledik. Bu tarihi yapının içerisinde her detay ayrı ayrı düşünüldü. Halılar bile caminin girişindeki çiçek detayı referans alınarak yapıldı.

Fetih Camii İmam Hatibi Muhammet Kilit, yaklaşık 5 aydır camide görev yaptığını belirterek, restorasyon öncesi ve sonrasındaki değişime bizzat tanıklık ettiğini söyledi. Restorasyonun camiye adeta yeni bir kimlik kazandırdığını ifade eden Kilit, "Bu caminin geçmişteki halini bilip, şu andaki haline tanıklık ettiğim için çok memnunum. Restorasyon çalışmalarının ardından caminin çehresi ve iç mekanı tamamen değişti diyebilirim. Eski halinde duvarlar ve çatı nem aldığı için dökülüyordu. Şimdi ise tertemiz bir mekanda namazlarımızı kılıyoruz." dedi.

Duvar resimleri vakit namazlarda kapatılıyor

Kilit, restorasyon sırasında gün yüzüne çıkarılan kubbedeki Hz. İsa tasviri ile dört İncil yazarını betimleyen figürlerin ibadet saatlerinde kapatıldığını belirterek, "Kubbede yer alan Hz. İsa figürü ve 4 İncil yazarının bulunduğu bölümü vakit namazlarında kapatıyoruz. Namazların ardından ise camiyi ziyaret edip görmek isteyenler için tekrar açık hale getiriyoruz." ifadelerini kullandı.

Bu haber hakkında ne düşünüyorsunuz?

Haberi paylaş X Facebook WhatsApp
Manşet Merkezi
HABERİ HAZIRLAYAN

Manşet Merkezi

Tüm haberleri →

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmaz.