Brezilya federal polisi, Amazonlar’daki yasa dışı madencilikle mücadele için altın numunelerinin kimyasal “parmak izini” çıkarıyor. Laboratuvar analizleri, ele geçirilen altının ruhsatlı bir madenden mi yoksa koruma altındaki ormanlardan ve yerli halk topraklarından mı çıkarıldığını ortaya koyuyor.
Brezilya, Amazonlar’daki yasa dışı altın madenciliğiyle mücadelede adli bilim yöntemlerinden yararlanıyor. Yağmur ormanları, yerli halklar ve bölgedeki diğer topluluklar açısından büyük tehdit oluşturan kaçak madencilik; ormansızlaşmayı hızlandırırken cıva kirliliğini de tehlikeli seviyelere taşıyor.
Çalışmalar, başkent Brasilia’daki Ulusal Kriminalistik Enstitüsünde yürütülüyor. Federal polis tarafından kurulan “altın laboratuvarı”nda ülkenin farklı bölgelerinden toplanan numuneler inceleniyor.
Laboratuvarın temel amacı, polis operasyonlarında ele geçirilen altının koruma altındaki bir bölgeden çıkarılıp çıkarılmadığını tespit etmek. “Altın parmak izi” adı verilen yöntem sayesinde altın numunelerinin kaynağı yüksek hassasiyetle belirlenebiliyor.
HER ALTIN PARÇASININ KENDİSİNE ÖZGÜ BİR İZİ VAR
Laboratuvarda parlak altın parçacıkları, madeni para biçimindeki küçük kaplarda saklanıyor. Ancak araştırmacılar açısından asıl değerli olan, altının taşıdığı kimyasal veriler.
Altın; kaya içinde ya da nehir yatağında oluşurken çevresindeki gümüş, bakır ve diğer elementlere ait parçacıkları bünyesine alıyor. Böylece her altın yatağı kendine özgü bir kimyasal imzaya sahip oluyor.
Araştırmacılar bu izi kullanarak bir operasyonda ele geçirilen altının, sahibinin beyan ettiği madenden çıkarılıp çıkarılmadığını kontrol ediyor. Numunenin kimyasal yapısı, koruma altındaki bir ormandan veya yerli halklara ait topraklardan alınan örneklerle eşleşirse altının yasa dışı yollarla çıkarıldığı sonucuna ulaşılabiliyor.
AP’ye konuşan federal polis adli bilim uzmanı Gustavo Geiser, yöntemin 2019 yılından bu yana Brezilya’daki üniversitelerle birlikte geliştirildiğini söyledi.
İncelemelerde X-ışını floresans spektrometresi, taramalı elektron mikroskobu ve lazer ablasyonlu kütle spektrometresi gibi ileri teknoloji ürünü cihazlar kullanılıyor.
Geiser, çalışmalar ilerledikçe adli incelemelerin daha karmaşık hale geldiğini ancak yanıt aranan sorunun hiçbir zaman değişmediğini belirtti: “Bu altın nereden geldi?”
Adli incelemeler sonucunda altının yasa dışı şekilde çıkarıldığı belirlenirse elde edilen bilgiler, polisin soruşturmayı genişletmesine, şüpheliler hakkında delil toplamasına ve olası suçlamaların yöneltilmesine yardımcı oluyor.
KAÇAK ALTIN YASAL PİYASAYA SOKULUYOR
Amazonlar’daki çevre suçlarına karışan gruplar, yasa dışı ürünleri yasal piyasalara sokmak için sıklıkla sahte belge ve beyanlara başvuruyor. Bu yöntem yalnızca altında değil, kereste ve büyükbaş hayvan ticaretinde de kullanılıyor.
Dünya genelinde altın fiyatlarının yükselmesi de Amazonlar’daki madencilik faaliyetlerini hızlandırıyor.
Uydu görüntüleri üzerinden madencilik faaliyetlerini takip eden Amazon Mining Watch platformunun tahminlerine göre, 2023 yılından bu yana madencilik nedeniyle yaklaşık 496 bin hektar yağmur ormanı yok edildi. Bunun yaklaşık 223 bin hektarı Brezilya Amazonları’nda bulunuyor.
Brezilya’nın en yüksek denetim kurumu olan Federal Sayıştay da geçen yıl, Ulusal Madencilik Ajansı tarafından küçük ölçekli madencilere verilen izinlerin, koruma altındaki alanlardan çıkarılan altının yasal gösterilmesi amacıyla kullanıldığına dair bulgular bulunduğunu açıkladı.
‘HAYALET MADEN’ YÖNTEMİ
Greenpeace tarafından mayıs ayında yayımlanan ve kamuya açık kayıtlar, uydu görüntüleri ile havadan yapılan gözlemlere dayanan raporda, kaçak altının nasıl aklandığı ayrıntılarıyla anlatıldı.
Yönteme göre, Amazonlar’da yasal ruhsata sahip bir madenin sahibi, kağıt üzerinde bu sahadan tonlarca altın çıkarıldığını beyan ediyor.
Ancak uydu ve hava görüntülerinde ruhsatlı madende herhangi bir faaliyetin bulunmadığı görülüyor. Buna karşılık, madenciliğin yasak olduğu komşu yerli halk topraklarında geniş çaplı kazı çalışmaları tespit ediliyor.
Greenpeace bu yöntemi “hayalet maden dolandırıcılığı” olarak adlandırıyor.
Yasa dışı madencilikten büyük ölçüde etkilenen kuzeydeki Para eyaletinde bir federal mahkeme, bu ay Merkez Bankası ve Ulusal Madencilik Ajansı gibi kurumların altının madenden piyasaya kadar bütün aşamalarını kapsayacak etkili bir izleme ve takip sistemi kurmasına hükmetti.
Federal savcılar da madencilik izinlerinin daha sıkı denetlenmesi talebiyle Ulusal Madencilik Ajansı hakkında dava açtı.
Davayı yürüten Savcı André Porreca, verilen izinlerin “suç örgütleri tarafından yerli halk topraklarından ve koruma altındaki alanlardan çıkarılan altının aklanmasında kullanılan bir paravana dönüştüğünü” söyledi.
MADENCİLİĞİN YÜZDE 40’I YASA DIŞI
Dünyanın en büyük yağmur ormanı olan Amazonlar, küresel iklimin düzenlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Araştırmacılar, bölgedeki tahribatın küresel ısınmayı hızlandırabileceği uyarısında bulunuyor.
Arazi kullanımını takip eden sivil toplum kuruluşu MapBiomas’ın 2023 tarihli analizine göre, Brezilya’daki madencilik faaliyetlerinin yüzde 90’ından fazlası Amazon bölgesinde gerçekleştiriliyor. Bu faaliyetlerin yaklaşık yüzde 40’ı ise koruma altındaki bölgelerde yasa dışı şekilde yürütülüyor.
Yasa dışı altın madenciliği, tarımla karşılaştırıldığında ormansızlaşmanın daha küçük nedenlerinden biri olsa da çevreye verdiği zararların geri döndürülmesi neredeyse imkânsız.
Bunun en önemli nedenlerinden biri, altının ayrıştırılması sırasında cıva kullanılması.
Altın çıkarıldıktan sonra doğaya bırakılan cıva nehirlere karışıyor, su kaynaklarını ve yerli halkların temel besin kaynaklarından biri olan balıkları kirletiyor.
ÇOCUKLAR 31 KAT DAHA FAZLA CIVAYA MARUZ KALIYOR
Brezilya’daki bilim kurumu Fiocruz tarafından 2023 yılında yapılan bir araştırmada, Amazon bölgesindeki pazarlarda satılan balıkların yüzde 21,3’ündeki cıva seviyesinin Dünya Sağlık Örgütünün belirlediği güvenli sınırları aştığı tespit edildi.
Araştırmaya göre 2 ile 4 yaş arasındaki çocuklar, tavsiye edilen azami miktarın 31 katına varan seviyelerde cıvaya maruz kalıyor.
Brezilya, altın madenciliğinde cıva kullanımının sona erdirilmesini öngören Birleşmiş Milletler Minamata Cıva Sözleşmesi’ne taraf ülkeler arasında bulunuyor.
Madenler ve Enerji Bakanlığı, cıva kullanımının aşamalı olarak azaltılmasına yönelik bir taslak hazırladı. Ağustos ayına kadar kamuoyunda tartışılması planlanan düzenlemeye ilişkin federal savcılar, kirlilikten en fazla etkilenen yerli halklara da danışılması gerektiğini belirtti. Ancak henüz böyle bir görüşme gerçekleştirilmedi.
Geiser’e göre cıvanın tamamen yasaklanması yalnızca çevre kirliliğini azaltmakla kalmayacak, adli incelemeleri de kolaylaştıracak. Federal polisin laboratuvarında altın numunelerindeki en küçük cıva izleri dahi tespit edilebiliyor.
Geiser, “Bu düzenleme, cıva kullanılan bütün madencilik faaliyetlerinin yasa dışı olduğunun çok daha açık biçimde ortaya konulmasını sağlayacak” dedi.




